Kürtlerin İnancı ve Değerleri Siyaset Üstüdür
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca’nın kamuoyuna yansıyan, “Kürtler LGBT’nin özgürlüğü için her türlü bedeli vermeye hazırdır.” şeklindeki açıklaması, bana göre büyük bir talihsizliktir.

DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca’nın kamuoyuna yansıyan, “Kürtler LGBT’nin özgürlüğü için her türlü bedeli vermeye hazırdır.” şeklindeki açıklaması, bana göre büyük bir talihsizliktir. Çünkü bu söz, yalnızca siyasi bir görüş açıklaması değil; milyonlarca Kürdün adına konuşma iddiasıdır.
Burada en temel soru şudur: Size bu yetkiyi kim verdi?
Hiçbir milletvekili, hangi partiden seçilmiş olursa olsun, milyonlarca Kürdün ortak iradesini temsil ettiğini söyleyemez. Milletvekilleri kendi siyasi görüşlerini elbette ifade edebilirler. Ancak kendi düşüncelerini bütün bir halkın ortak fikri gibi sunamazlar.
Üstelik Kürtlerin oylarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giren bir milletvekilinin, Kürt toplumunun tamamını bağlayan böyle iddialı ifadeler kullanması son derece yanlıştır. Kürtlerin verdiği oy, hiç kimseye Kürtler adına sınırsız konuşma yetkisi vermez. O oyların anlamı, halkın sorunlarını dile getirmek, haklarını savunmak ve onları doğru şekilde temsil etmektir.
Bir siyasetçinin, kendisini Kürtlerin tek sözcüsü gibi göstermesi kabul edilemez. Kürtlerin ne düşündüğüne karar verecek olan da yine Kürtlerin kendisidir.
Kürt toplumu, yüzyıllardır inancına, örfüne, töresine, ailesine ve namus anlayışına bağlı yaşamış köklü bir toplumsal yapıya sahiptir. Tarih boyunca ağır bedeller ödemiş, onurunu ve değerlerini korumak için mücadele etmiş bir halktır. Bu nedenle birçok Kürt açısından kendi kültürel ve dini değerleri temel bir yaşam biçimidir.
Bu gerçeği yok sayarak, bütün Kürtleri tek bir ideolojik anlayışın arkasında göstermeye çalışmak, Kürt toplumuna yapılmış büyük bir haksızlıktır.
Kimse kendi siyasi tercihlerini “Kürtler adına” pazarlayamaz. Kimse milyonlarca insanın düşüncesini tek bir cümleyle tarif edemez.
Benim itirazım tam da buna yöneliktir. Kürtlerin tamamını temsil ediyormuş gibi konuşmak, demokratik temsil anlayışıyla bağdaşmaz. Kürtler adına konuşma yetkisi yalnızca Kürt halkına aittir.
Bugün Kürt toplumunun çok büyük bir kesimi; aile kurumuna, dini değerlerine, örf ve adetlerine bağlı yaşamaktadır. Bu toplumu, farklı ideolojik söylemlerin doğal temsilcisi gibi göstermek doğru değildir.
Kürtlerin oylarıyla Meclis’e giren herkes, önce o halkın hassasiyetlerine saygı göstermek zorundadır. Temsil görevi, halk adına konuşurken sorumluluk gerektirir; halkın iradesini kendi kişisel görüşleriyle değiştirmeye çalışmak değil.
Son olarak şunu açıkça ifade etmek isterim: Kürtleri temsil eden, onların değerlerine saygı duyan, onların ortak hassasiyetlerini gözeten siyasetçilerdir. Kürtlerin adını kullanarak kendi siyasi söylemlerini bütün bir halka mal eden anlayış ise ne Kürt toplumunu temsil eder ne de onların sesi olabilir.
Faruk YAVUZ
Patnos Gazeteciler Cemiyet Başkanı





